
Android ve iOS arasındaki savaş uzun süredir devam ediyor. Biz de sizler için iki işletim sistemi arasındaki farklı ve neden biri yerine ötekini tercih etmelisiniz sorusunun cevabını derledik. Bu nedenle haberi iki parça haline getirdik. Dilerseniz sözü daha fazla uzatmadan içeriklerimize geçelim.
Android cihazların iPhone’lara göre en büyük avantajı şüphesiz fiyatları olacaktır. Piyasada çok fazla marka ve ürün olduğu için bütçeniz ne kadar olursa olsun, giriş, orta ve üst segment cihazlar arasında size uygun olanı bulabilirsiniz. Hatta çoğu marka, oldukça yakın fiyat aralıklarıyla rekabet içerisinde bulunuyor. Dolayısıyla birden fazla seçeneğiniz olacaktır.

Android’in güçlü noktalarından biri her zaman izin verdiği kişiselleştirme düzeyi olmuştur. Apple, daha homojen bir yazılım ve donanım deneyimi sağlamak için varsayılan uygulamaların kontrolünü elinde tutarken Android, kendi kişiselleştirme düzeyinizi seçmenize olanak tanır. Bu sayede, canlı duvar kağıtları gibi basit şeylerden alternatif klavyelere ve özel ROM kurulumlarına kadar istediğinizi yapabilirsiniz.

Google, Android üzerinde görevlere erişim biçiminde yıllar içerisinde oldukça önemli bazı değişiklikler yaptı. Bu sayede akıllı telefonunuzda ekranı bölebilir ve iki uygulamayı aynı anda kullanabilirsiniz. Örneğin, bir YouTube videosu izliyorken aynı anda WhatsApp mesajlarınıza cevap verebilirsiniz.

Aslında Apple’da iOS işletim sistemlerinde benzer bir özelliği kullanıma sundu. Fakat iPadOS’da olduğu gibi desteklenen uygulama sayısı yüksek değil. Dolayısıyla bu noktada, yıllardır bu sistem üzerinde çalışan Android bir adım öne geçiyor.
Launcher desteği, bazı Android kullanıcılarının vazgeçilmez tercih sebebi olabilir. Çünkü cihazınızın, Apk veya Play Store üzerinde bulunan uygulamalardan tercih ederek istediğiniz gibi görünmesini sağlayabilirsiniz.

Ana ekrandan menülere, hatta simgelere kadar pek çok şeyi istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz. Örneğin, cihazınızda Windows 10 yüklüymüş gibi kullanabilirsiniz. Ya da sadece kullandığınız bir kaç uygulamayı ön plana çıkararak en yüksek seviyede sadeliğe ulaşabilirsiniz.
Android’in iOS’tan daha iyi olmasının bir başka nedeni de isterseniz cihazınızla birlikte gelen yazılımı özel bir ROM ile değiştirebilmenizdir. Bu aslında yeni bir işletim sistemi kurmaktır ve birçok Android kullanıcısı bunu, üreticilerin Android platformunun en son sürümüne yükseltme konusunda yavaş olması veya desteği bırakması nedeniyle tercih edebiliyor.

Google, asistan hizmetini iOS uygulamasına entegre etmiş olsa da yalnızca Android’de kullanabileceğiniz bazı özellikler sunuyor. Siri ile kıyaslandığında iki tarafında kendi avantajları olduğunu görüyoruz. Fakat Google Asistan’ın hem kullanımının daha kolay olduğu hem de bir işlemin sonunda ortaya çıkanların kullanıcının isteğine daha yakın olduğu konusunda genel bir kanaat mevcut.

Google, kendi mağazasındaki uygulamalar konusunda Apple’dan daha az kısıtlayıcıdır. Ayrıca, uygulama ve oyun sayısı ile birlikte, ücretsiz içerik sayısı da daha fazla. Bununla birlikte, Android, bilinmeyen kaynaklardan uygulama yüklemenize de olanak sağlıyor.

Dolayısıyla, Play Store kullanmadan da Apk şeklinde pek çok oyun ve uygulamayı bulabilirsiniz. Fakat Apple, eğer mağazasından bir uygulamayı kaldırmışsa, bir daha yükleme şansınzı olmayacaktır.
Android dünyası, bir süre önce USB-C’ye geçmeye başladı. İlk önce amiral gemisi modellerinde gördüğümüz bu yenilik, girişten üst segmente kadar tüm cihazlar için bir standart haline geldi. Hatta Microsoft’tan Apple’a kadar pek çok üretici, tablet ve bilgisayarlarında bile Type-C girişini ve adaptörlerini kullanmaya başladı.

USB Type-C’nin beraberinde getirdiği pek çok yenilik ve geliştirme bulunuyor. Örneğin işlemcisi ve adaptörü tarafından desteklenen bazı Android cihazlar, yalnızca 15 dakika içerisinde bataryanızı tamamen doldurabiliyor. Buna ek olarak, veri aktarım hızı konusunda da rakip tanımıyor.
Günümüzde pek çok akıllı telefon üreticisi akıllı telefonlarından 3.5 mm Jak girişini kaldırdı. Bu, aslında Apple’ın iPhone 7 serisiyle birlikte, AirPods satabilmek için yaptığı bir hamle olarak değerlendiriliyordu. Dünyada satılan toplam AirPods sayısı göz önüne alındığında başarılı da olduğunu söyleyebiliriz. Fakat hala direnen ve giriş, orta ya da üst segmend dinlemeden kulaklık jakına yer veren üreticiler mevcut.

Android telefonların neredeyse tamamı, SD kart girişiyle birlikte geliyor. Dolayısıyla, cihazın hafızası kaç olursa olsun, dilediğiniz zaman, desteklediği oranda bir hafıza kartı takarak (örneğin Samsung 1TB’a kadar destekliyor) akıllı telefonunuzun hafızasını artırabilirsiniz.

Öte yandan Apple, düşük hızlı hafıza kartı kullanımının cihazın performansını düşürebileceğini öne sürerek iPhone’larına ilk çıktığı günden beri artırılabilir hafıza desteği sunmuyor. Bunun yerine yüksek bir meblağ ödeyerek daha yüksek depolama alanı sunan cihazları almanız veya bulut sistemine üye olmanız için ısrar ediyor.

Öncelikle ekosistemi oluşturabilmek için en az iki adet akıllı cihaza ihtiyacınız var. Daha sonra bu cihazların yanında Watch, Pencil ve AirPods gibi ürünleri eklemek tamamen size kalmış. Zira ek çok kullanıcı için bir Apple ürünü, örneğin bir Apple Watch veya bir Pencil, tek başına bir anlam ifade etmiyor. Bu ürünler aslında daha büyük bir sistemin çalışmasını sağlayan parçalardan yalnızca biri oluyor.

Tüm Apple cihazlarına sahip olduğunuzu varsayalım. iPhone üzerinde bulduğunuz bir makaleyi çok kolay bir şekilde AirDrop ile iPad’e aktarabilir, iPad üzerinde işlerinizi tamamlayıp iPhone’a veya MacBook’a geri aktarabilirsiniz.
Bu süreçte siz çalışmanıza devam ederken bir çağrı geldiğinde cevaplamak için tablet, telefon, bilgisayar hatta saatinizi kullanabilir ve sesi istediğiniz cihazdan bluetooth kulaklığınıza aktarabilirsiniz. Bu, aslında ekosistem kullanımı için verilebilecek en basit örnektir. Çünkü, çok daha karmaşık işleri uyum içerisinde yapmanıza olanak sağlıyor.
Face ID ilk tanıtıldığında, Touch ID’yi kolay kullanımından dolayı seven pek çok kullanıcı hayal kırıklığına uğramıştı. Fakat ilk başta kullanması daha zor gibi duruyor olsa da, kurulum kısmını geçtikten sonra fikirler değişmeye başladı. Çünkü tek yapmanız gereken ekrana bakmak. Geri kalan tüm işi telefon sizin için gerçekleştirecek.

Şu an Android tarafında bu özelliğe birebir rakip olacak donanımsal bir teknoloji bulunmuyor. Huawei, Mate 30 cihazıyla güzel bir denemede bulunmuş olsa da, daha sonrasında ekran altı parmak izi teknolojisine geri döndü. Dolayısıyla pek çok marka, yüz tanıma teknolojisini yalnızca yazılımsal olarak kullanıcılarına sunuyor.
Apple, telefonlarını güncel tutma konusunda listede başı çekiyor. Eğer son çıkan iPhone modelini aldıysanız, en az 5 yıl boyunca çıkacak olan tüm yazılım ve güvenlik güncellemelerini alabilirsiniz. Üstelik yeni güncelleme geldiğinde, tüm iPhone kullanıcıları bu güncellemeyi aynı anda alır ve cihazlarına yükleyebilir.

Bununla birlikte, pek çok Android şirketi her yıl daha fazla güncelleme vadediyor. Ancak üretici firma tarafından akıllı cihazınızın yeni güncellemeyi alacağı söylenmiş olsa bile, tüm cihazlara aynı anda verilmediği için ne zaman geleceğini bilemiyorsunuz.
Android işletim sisteminin arayüzü aslında oldukça sade ve nispeten kullanımı kolay. Fakat pek çok üretici, cihazlara kendi arayüzlerini yükleyerek satışa sunuyor. Bu yüzden akıllı telefonu kutusundan çıkardığınızda, içerisinde hiç bir zaman kullanmayacağınız gereksiz bir sürü uygulama karşınıza çıkabiliyor.

iOS işletim sisteminde ise kullanıcılar cihazları aldıktan sonra eğer varsa hesapları ile giriş yaparak, yoksa da yeni bir hesap açarak cihazı kullanmaya başlıyor. İstedikleri uygulamaları App Store’dan indirip, ana sayfa düzenlerini ve arka plan resimlerini ayarladıktan sonra uzun bir süre başka bir değişime gitmeden bu şekilde kullanabiliyor.
Apple, ilk jenerasyon iPhone modelini tanıttığı günden beri, telefon fiyatları rakiplerinin hep üzerinde oldu. Ancak son bir kaç yıldır, Android akıllı telefon üreticileri, çok sayıda giriş, orta ve üst segment cihaz üreterek bu düzeni biraz değiştirdi.

Giriş ve orta segment modellerle kullanıcıların alım gücüne hitap eden markalar, bazı üst segment cihazlarını prestij ürünü olarak tanıtıyorlar ve fiyatlarını, iPhone’lar ile aynı ya da daha yukarıda tutuyorlar. Bu duruma örnek olarak 120 watt hızlı şarj olan, 108 Megapiksel fotoğraf çeken ve 8K video kaydı yapan cihazlar verilebilir.
Apple’ın donanımsal veya yazılımsal herhangi bir problem yaşadığımızda doğrudan iletişime geçip bu konuda destek alabileceğimiz bir Müşteri Destek Hizmeti‘nin bulunması, kullanıcılar tarafından oldukça seviliyor.

Günümüzde pek çok marka bu konuda kullanıcılardan gelen bir talep olduğunun farkında oldukları için benzer hizmetleri sunmaya çalışıyorlar. Ancak bu işe uzun süre önce başlayan Apple bu konuda en iyiler arasında.
FaceTime ve iMessage’dan bahsetmeden bu konuyu tamamlayamazdık. Bu iki uygulamanın da Android tarafında pek çok kaliteli alternatifi var. Ancak hiç birinin entegrasyonu bu uygulamalar kadar iyi değil.

Bir telefon görüşmesi yapıyor veya mesajlaşıyorken, karşınızdaki kişiyle görüntülü konuşmak için tek yapmanız gereken ekranda bulunan FaceTime butonuna basmak olacaktır. Ardından görüşme kesilmeden görüntülü sohbet başlayacaktır.
iMessage‘da benzer bi şekilde işliyor. Uygulama, SMS mesajlaşmasının yerini alabildiği gibi, pek çok kullanıcı Whatsapp ve Telegram‘ın bile yerini alabileceğini söylüyor. Ancak şunu unutmamak gerek, şimdilik bu uygulamalar yalnızca iOS cihazlar arasında görüşmeler yapmamıza olanak sağlıyor.
Kaynak: mediatrend.mediamarkt.com.tr
WordPress ile yeni tanıştıysanız veya tema için ücret ödemek istemiyorsanız, başlangıç ve tecrübe için WordPress’i tanımak amaçlı ilk olarak en iyi ücretsiz wordpress temaları sizlerin işini […]
🌍 Farklı Dünyaların Kesişimi Antik Mısır’ın çoktanrılı yapısına karşı, tek tanrılı bir inancı savunan iki büyük figür dikkat çeker: Biri Yusuf […]
Tarih boyunca Hz. Yusuf’un (a.s.) Mısır’da vezirlik yaptığına dair çok sayıda dini ve tarihsel anlatım bulunur. Ancak bu anlatılar, arkeolojik kaynaklarla […]
Mitolojiler, insanlığın erken dönemlerde evreni, yaşamı ve doğa olaylarını açıklama çabasının ürünleridir. Dışarıdan bakıldığında çoğu mitoloji çok tanrılı (politeist) görünür; ancak […]
Ziraat Bankası, dijitalleşme vizyonu doğrultusunda müşterilerine daha hızlı, kolay ve avantajlı bankacılık hizmetleri sunmak amacıyla Ziraat Süper Şube konseptini hayata geçirmiştir. […]
Osmanlı Bankası’nın Tarihçesi: Osmanlı Dönemi ve Türkiye Dönemi Osmanlı Bankası, hem Osmanlı İmparatorluğu’nun hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik tarihinde önemli bir […]